YAŞAMIN ÖZÜ
Her canlı varlık nedenini sorgulayamaz.Ancak insan yaşamın içinde sorguya rastlar.Bu sorgu ona özünün yolunu buldurur.O ne bir kalptir ne de bir beden. İnsanın kendini arayışı yüksek benliğinin ona verdiği rahatsızlıkla başlamıştır.Bazen kendini bir söz de bulan ruhumuz bedenlendiği her insanda farklı çeşitlilik yaratırsa da aslında özün kaynağı olan yaşamın kendimize verdiği herşeyi Tanrı dan alarak yola çıkmıştır.İnsanın yolculuğundaki her karşılaşma bir tılsımdır.Tılsımlı yolun sırrını keşfe çıkan varlık nedenini sorgularken ulaştığı özünün bağlantılı olduğu Tanrı onun yansımadır. Her varlık bir kaynaktır.Her kaynak insanın yolculuğu için bir sırdır.Her varlık varoluşunu kutsamak için arayışa girer se de bunu farkeden yegane varlık insandır.İnsan verilen bu özellik onu diğer canlıların buluştuğu öze ulaştırıp Tanrıyla bağdaşan yüksek benliğin sorgusuna vardırır. İnsan sessizlik ve çığlık arasındaki bir geçitten geçer.Çığlık ruhun attığı adımları ifade ederken sessizlik kendiyle yaşadığı karmaşayı uyumla birleştirmenin yolunu bulmuş insanın değişimidir.
O halde insan çatışmadan kaçmayı değil içine girmeyi kabul etmeyi ve teslimiyet zincirine bağlanıp yolunu aydınlatmayı tercih etmelidir. İşte bu sayede fırtınadan kurtulabilen insan özüne teslim olup Tanrı'nın sesine kulak verir.Tanrının insanda bedenlediği ruhuna her varlığın taçlandırdığı özü cevap verir.Tanrı bazen isyanını insanın özündeki sorguya açar.İşte bunu keşfeden insan yaşamını kutsar ve onun için dünya daki herşey farklı anlamlanır.Ve zıtlık yasasının doğurduğu iç çatışmalar yaratıcılıkla sonuçlanır.
Ve insan ruhundaki isyanı yaşamın özüne doğru yönlendirerek yaşam hedefini tasarlar.Ve hayat yönetimi konusunda daha başarılı bir birey haline gelir. Başkalarının yaşamına katkı sunan değer algısı oluşur.O halde ne duruyoruz yaşamın köklerini içimizde bulabiliriz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder